Honda Transalp – Efsane devam ediyor!
Yazı : Turgan Gürmen (turgan.gurmen@gmail.com)
Fotoğraf : Mehmet Yıldırım

Kullanıcı testimizin bu ayki konuğu, 23 yıldır binlerce sürücüye asfalt ve toprak keyfini bir
arada yaşatmayı başarmış olan Honda Transalp'in 2008 modeli. Transalp ile ilgili hemen
küçük bir parantez açayım: Motorun deposu üzerinde bulunan GPS pozisyonu, Transalp
adına yaraşır şekilde; karayolunun Alp'lerde çıkabildiği en üst nokta olan Col de la Bonette'i
gösteriyor.

2008 senesindeki Türkiye lansmanı sırasında Honda yetkilileri, Transalp tasarımcılarının
atlardan esinlendiği bilgisini bizlerle paylaşmışlardı. Bu tasarıma bir de Honda'nın
kanatlarını ekleyince; deniz tanrısı Poseidon ve Medusa'nın oğlu kanatlı at Pegasus’un
karışımı bir güçle karşı karşıya olduğumuzu düşünmek hiç de yanlış olmaz sanırım.
Transalp'in bu mitolojik canlı karması ile başka ne gibi benzerliği var bilemiyorum ama biz
ölümlüler diyarında 23 yıldır devam eden bir efsane olduğunu gayet iyi biliyorum.

Honda yetkililerinden yeni kasa Transalp'i teslim almaya giderken içim içime sığmıyor, ilk
“büyük” motor tecrübesini 1989 model bir Transalp üzerinde yaşamış biri olarak; aradan
geçen 21 senede neler değişti çok merak ediyorum.

Motorun yanına doğru giderken ilk olarak oval ön far, boyutu ufalmış ön teker ve
genişlemiş arka teker dikkatimi çekiyor. Honda, üst modellerine uyguladığı CBS ve ABS
fren sistemi ikilisini Transalp'te de kullanmış. Sele hem sürücü hem de artçı için geniş ve
rahat görünürken, eksiksiz bir gösterge paneline sahip Transalp'i rakiplerinden ayıran en
önemli özelliğin iddialı tasarımı olduğunu düşünüyorum. Ancak gidona geçip bir iki
kilometre gider gitmez eski ile yeni arasında “teknoloji” dışında pek bir fark olmadığını da
görüyorum. Transalp zaman içinde bir şarap misali olgunlaşmış, teknolojiye ayak uydurmuş
fakat yumuşaklığından, güvenilirliğinden, kanaatkarlığından; kısacası ruhundan hiçbir şey
kaybetmemiş.

Honda'nın Gebze'deki fabrikasından ayrılıp Burak Ercan ile buluşmak için rotamızı Kilyos'a
çeviriyoruz. Transalp konusunda Burak Hoca'dan destek istememizin iki nedeni var:
Birincisi, Burak Hoca'nın Motokeyif Programı’nda bir yayın sezonunu bu motor ile
geçirmiş olması, ikincisi ise, Demirciköy, Dalia Beach Clup'ta bulunan “BikeMyWorld”
(
www.bikemyworld.com) eğitim alanına giden yolun son derece keyifli olması.

Burak Ercan ve Nural Meriçtan “BikeMyWorld”ü, hem keyifli geziler düzenlemek hem de
güvenli sürüş eğitimleri vermek amacıyla kurmuşlar. Pratik eğitimi Kilyos'ta, teorik eğitimi
ise Levent'teki merkezlerinde veriyorlar. İçilen çaylar sırasında eğitimler hakkında kısa
bilgiler alıyor ve sadede gelerek Burak Hoca'ya Transalp'i soruyoruz.

“Bana kalsa, başlık olarak ‘bol asfalt – az toprak’ yazarım diyor önce. “Çünkü” diye devam
ediyor. “Önde daha küçük ve geniş 19 inçlik tekerlek ile arkadaki 130’luk daha şişman
lastik kombinasyonu Transalp’i iyi bir asfalt aracı yapmış. Eski modele göre daha rahat
kontrol edilebilir bir yapıda ve viraj yatışları daha kolay ve keyifli bir hale gelmiş. Transalp
asfalt ağırlıklı ama sert toprakta da rahatlıkla kullanılabilir. Gerek motor ve şasi uyumu,
gerekse tekerlek ebatları nedeniyle Transalp şehir içinde kıvrak, uzun yolda ergonomik ve
rahat, güç yerli yerinde, tork orta devirlerde güçlü ama şu soruyu sormadan da edemiyorum:
Acaba altıncı vites nereye gitti?”

Bir haftalık test süresi boyunca süratin yükselip, devir saatinin kırmızıya doğru
hareketlendiği zamanlarda, sol ayağımla vitesi yukarı itmeyi denedim ama ben de 6. vitesi
bir türlü bulamadım. Bu konuda Burak Hoca'ya katılıyorum; Transalp, bu motor, güç ve
torkla altı vitesli bir şanzımanı hak ediyor gerçekten de.

700cc çift silindirli motor hakkındaki görüşünü soruyorum Burak Hoca'ya: “Motor zaten
rüştünü ispatlamış.” diyor. “Ayrıca şasiyle de uyumlu, titreşim yok denecek kadar az. 60
beygirlik motor doğal olarak şasiyi fazla zorlayacak güce sahip değil.” diye devam ederken
araya giriyorum ve “Bunun sonucu olarak da; her devir ve güçte yumuşak, rahat ve kıvrak
bir kullanım sağlıyor.” deyiveriyorum. “Ha, şunu bileydin” diyor, Burak hoca da.

Konuşmaya dalmışken zamanın ne kadar çabuk geçtiğinin farkına varamıyor, öğrencilerden
gelen uyarı ile ders saatinin geldiğini anlıyoruz. Kızacağını bile bile Burak Hoca'ya “Bir
numara göstersene” diyorum ve beklediğim cevabı alıyorum: “Biz burada güvenli sürüşün
ilkelerini gösteriyoruz; vaktini ayarla, gel, senin bilgilerini de tazeleyelim.” Bu nazik daveti
en kısa zamanda değerlendireceğimi belirttikten sonra, Burak Hoca’yı öğrencilerinin yanına
uğurluyor ve Transalp'i yollarda denemek üzere BikeMyWorld’den ayrılıyorum.

Kilyos'un kıvrımlı virajlarında ilerlerken, motorun gücünün her devirde var olduğunu
görüyorum. Beşinci viteste yavaşlıyorum ve 2000 devirlerde gazı açtığımda; Transalp
öksürmeden, tıksırmadan, silkelenmeden ivmeleniyor. 4000 devir civarı, ‘bu devir tam bana
göre’ dercesine hızlanmak için iyice acele ediyor. 5500 devirde ise performansı zirvede,
ayrıca 8000 devire kadar da akıcı güç olduğunu ekleyelim.

Asfalttan çıkıp araziye giriyorum kuru zeminde keyfim yerinde ABS devreden
çıkarılamadığı için fren mesafesi uzuyor ama kimin umurunda Transalp'le kros
şampiyonasına katılmak gibi bir niyetim de yok zaten.

Transalp asfalt ve turing karakterli ama enduro aslını da inkar etmiyor. Dolayısıyla her yol
koşulunda keyif, huzur ve güven veriyor. Daha fazla tork ve daha iyi kontrole sahip, frenler
güven veriyor. Daha ne istenebilir ki? “İstanbul'dan çıktım, 6 saatte Bodrum'a vardım.”
demek istiyorsanız, başka alternatiflere bakın bence ama “Keyifle, güvenle ve huzurla
Toros'ları aştım.” demek ya da her gün işe gülen bir yüzle gitmekse amacınız o zaman
Transalp sizi bekliyor.

Transalp ile geçirdiğim her dakika, her saat, her gün içimi kaplayan huzur artıyor. İlk
Transalp'imi aldığım 1989 senesini hatırlıyorum, cep telefonu ve e-mailin olmadığı,
acelenin olmadığı zamanlara gidiyorum. Daha büyük hacimli motorlara sahip olmanın
yerine, elindeki ile yetinip; daha kaliteli zaman geçirmeye önem verilen o eski günlere
götürüyor beni Transalp... Ve bana dönüp “Hadi sen de beni atalarıma, atlara götür.” diyor,
götürüyorum.

Bu site, IdeaSoft® Akıllı E-ticaret Sistemi ile hazırlanmıştır.